Yeni Umutlara MERHABA

Hatırladığım kadarıyla yıl 2002’di ilkokulu yeni bitirmiştim. Başarılı bir eğitim sezonun sonunda köyüme dönmüştüm. Hayat ya bu neyin, nerde, ne zaman başınıza geleceği hiç belli olmuyor. İşte o dönem henüz 12 yaşıma basmadan yolum cezaevine düşmüştü. sanırım bu süreci yaşayan ben ve hiçbir arkadaşım malum olan mekanda başından geçen anılarından bahsetmek istemeyecektir. Ama kısaca da olsa bir daha yaşamamak ve azıcık da yaşanmasına engel olmak için bu geçmiş zaman rivayetine kısaca değinmek istiyorum. Cezaevine ilk ayak bastığımda henüz anne karnında gelişme evresini tanımlayan bir bebek kadar masumdum ama geçen zaman öyle kalmama müsaade etmiyordu. Bütün yaşam alanım 2 metrekarelik bir alan ve dikdörtgen haliyle görebildiğim gökyüzüydü. benim için o yıllarda henüz Galileo dünyanın şeklinin yuvarlak olduğunu ispat etmemişti ben dikdörtgen halini görebiliyordum sadece. hayatın bütün acımasızlığı mevcuttu … yıllarda … E tipi kapalı cezaevinde hakaret, zülum, sözlü hakaret (sanırım acıtanı buydu) yıllar birbirini kovalıyor mahkeye git gel alınmayan sonuçlar ve kısıtlanan eğitim hakkım nedeniyle çocuk ıslahevine gitmek istiyorum ama bütün bu insani haklarımız devletin bürokratik engellerine takılıyordu. cezaevinde 3. senemde Yargıtay bana verilen cezayı onadı (24 yıl 5 ay) ve kısa bir süre sonra … çocuk ıslahevine nakil işlemim gerçekleşmişti. Bu sürece kısmi özgürlük diyebilirim. okul hayatıma tekrar başlamış, insanı koşullarda bir yaşam sürüyor dünya edebiyatının yazarlarıyla tanışıyordum alabildiğine kitap okuyordum arkadaşlarım ve cezaevi görevlileri tarafından sevilen ve güvenilen bireylerin başında geliyordum, tabii okuldaki başarılarımın ve sosyalleşmenin bunda olan katkısı yadsınamazdı. Nihayetinde cezamın sonuna geliyordum o dönemde cezaevine gelen görevliler tarafından Ankara’ya davet edildim. Cezam bitince ÖZGEDER’in denetiminde bulunan Ankara da bir eve yerleştirildim bu yıllarda artık benim için her şeyin çok iyi gitmeye başladığı gerek ev arkadaşlarım gerek ablalarımla geçirdiğim zaman hayatımın en önemli ve neşeli anlarını oluşturacaktı. kendini bizim gibi insanlara adamış olan bu hayatlar bizim için gerekli olan her desteği veriyor topluma adapte olma sürecinde maddi manevi bütün olanaklarıyla bize hayatın hala yaşanmaya değer olduğunu gösteriyordu. Gördüğümüz bütün kötü insanların izini belleğimizden silip bakın biz yani iyi insanlarda var diyorlardı. ÖZGEDER’in verdiği destekle dershaneye ve okula gittim bize manevi annelik yapan bu saygıdeğer insanların yanına geldiğimde 16 yaşındaydım şimdi 20’li yaşları yaşıyorum …. okuyorum okulumun gazetesine hatırı sayılır yazılar yazarak katkıda bulunmaya çalışıyorum. Bu yaşadığım süreçte topluma faydalı bir birey olarak yaşıyorsam kesinlikle bu çedam’ın sayesindedir. Kendi adıma çok sevdiğim ablalarıma teşekkürü her daim borç biliyorum, bundan sonra da bu süreci yaşama şansını yakalayacak olan arkadaşlarıma kıymet bilmelerini rica ediyorum. böyle bir kurum her geçen gün daha çok kişinin ihtiyaç duyduğu bir kurum olmaktadır. bu yazının sonunda ÖZGEDER’in tüm çalışanlarına teşekkür etmek istiyorum, sevgi ve saygılarımla.